|
Silvan yerleşmesi, idari açıdan Diyarbakır’a bağlı bir ilçe merkezidir. Coğarafi açıdan ise Diyarbakır havzasının kuzeydoğusunda Güneydoğu Torosların en dış kıvrımlarını oluşturan Albat Dağı güney eteklerinde bulunmaktadır. Bilindiği gibi havzanın en gelişmiş kenti il merkezi konumundaki Diyarbakır’dır. Havzanın diğer çekim merkezleri yine son yıllarda il merkezi statüsü kazandırılan Batman ve idari açıdan Diyarbakır’a bağlı Bismil Ergani ve Silvan yerleşmeleridir. Bunlardan köklü tarihi geçmişe sahip ve havzanın ilk meskun alanlarını oluşturan yerleşmeler Diyarbakır ve Silvan’dır. Hassuni ile ilişkilendirdiğimizde Silvan yerleşim tarihi daha eskiye dayanmaktadır.Silvan, tarih boyunca Diyarbakır ile ortak bir tarihi geçmişe sahip olmuştur. Farklı zamanlarda bazen Silvan başkent veya bölge merkezi olarak, bazen de Diyarbakır başkent veya bölge merkezi olarak birlikte iki kardeş şehir gibi tarih sahnesinde rol almışlardır. İslamiyet döneminde Silvan ortaçağın en parlak ve en gelişmiş kentlerinden biridir. Meyyafarkin adıyla 101 yıl Mervani Devletinin başkenti, Mardin Artukluları Devletinin iki başkentinden biri, Hamdani devletinin hükümdarı Seyfüddevle’nin Silvan'a gömülmesini vasiyet edecek kadar sevdiği ve önem verdiği ikinci merkezidir. Eyyübilerin yönetim merkezi olması Silvan’ın tarihte önemli bir rol almasına sebep olmuştur Tarihi Silvan kentinin kuruluş yeri, sahip olduğu özellikleri bakımından dikkat çekicidir. Yanı başındaki mağaralar (Hassuni ve Temtemburg mağaraları) ve kalesi göz önüne alındığında bir savunma ve istihkam şehri özelliği taşıdığı görülmektedir. Silvan kalesi ve mağara şehri Güneydoğu Torosların uzantısı olan Albat Dağı eteklerinde bulunmaktadır. Hassuni Mağaraları, Albat Dağı’nın güney eteklerinde havzaya açılan geniş ama korunaklı bir kluz tipi vadide yer alır. Güneydoğu Toroslar sisteminin farklı yerlerinde olduğu üzere Hassuni mağaralarında da oyuklar insanlar tarafından işlenerek oluşturulmuştur. Ancak, bölgede bu kadar büyük hacim ve kapasitede bir mağara yerleşmesi söz konusu değildir. Bu yönüyle Hassuni dikkat çekicidir. Yerleşme, birbirlerine kanallarla bağlı su depoları, hamam, kaya merdivenler ve yollar, kilise ve kilisenin yanındaki mini amfi tiyatroya gibi yapılarıyla oldukça kompleks ve işlevsel bir yerleşme alanı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hem Silvan hem de Hassuni yerleşmesinin tarım alanları ve su kaynaklarıyla organik bağları vardır. Bugünkü Silvan ilçesinin kuzeyinde Albat Dağı eteklerinde bulunan tarihi Silvan yerleşmesinin kuruluş yerinin seçiminde rol oynayan kuşkusuz önemli fiziki ve beşeri koşullar söz konusudur. Bütün bu faktörler, tarihsel süreç içerisinde çok önemli roller üstlenmiş bir tarihi kent gerçekliğini ortaya koymuş ve Silvan kenti cumhuriyet döneminde bile sürekli gelişme göstermiştir. Ancak Silvan kenti bu gelişme hızını son yıllarda kaybettiği bir süreç içine girmiştir. Bu çalışmada kentin gelişiminde etkili olan bu süreç ve faktörler ele alınacaktır.
Şekil 1: Silvan ve yakın çevresinin lokasyon haritası
Kuruluş yeri olarak Silvan ve yakın çevresiSilvan kentinin kuruluş yeri Dicle havzasının kuzeydoğusunda Albat dağlarının güney etekleridir. Diyarbakır havzası kalınlığı yüzlerce metreyi bulan klastik depolarla kaplı bir sübsidans sahasıdır. Havza kuzey ve doğuda Toroslar ve kenar kıvrımlar, güneyde Mardin eşiği, batıda ise Karacadağ volkanik kütlesiyle çevrelenmiştir. Vadiler boyunca uzanan geniş alüvyal düzlükleri, taraçaları ve hidrografik yapısıyla Diyarbakır Havzası bölgenin tarım ve yerleşmeye en elverişli, aynı zamanda doğal yolların kavşak noktasını oluşturmaktadır (Erinç, 1980). Silvan’ın hemen gerisinde yükselen Albat Dağı havzanın kuzeydoğusunda KB-GD doğrultulu Güneydoğu Toroslar silsilesinin en dış kenar kıvrımlarını oluşturur. Bu dağın eteklerinden itibaren güneye doğru yükseklikleri gittikçe azalan platolar alanı başlar. Bu platolar yaşlı temeli örten daha genç tabakaları ve Neojen yaşlı dolguları kesen En Alt Pleyistosen aşınım ve dolgu yüzeyidir. Dicle nehri ve Batman çayı ile kolları söz konusu platoyu yararak derinliği yer yer 5-50 m arasında değişen vadiler açmışlardır. İnce elemanlı litoloji ve aşınımın şiddeti nedeniyle Dicle nehri ile dağlık kütle arasında oldukça dalgalı bir arazi oluşmuştur. Dicle nehrinin doğu yakasından itibaren Siirt’e kadar devam eden oldukça geniş bir tarım alanı niteliğindeki alan Miyosen tortullarıyla örtülüdür. Silvan kenti bu alanın hemen hemen orta kesiminde yer alır (Şekil 2). Az derin ve hareketli denizel fasiyeste oluşmuş olan bu sediment örtünün altındaki ve kuzeyindeki yapı morfolojik olarak yer yer monoklinal ve fleksür tipinde ve genellikle petrol içeren kıvrımlar halindedir (Altınlı, 1966, Sözer, 1969, Türkünal, 1980).
Şekil 2: Diyarbakır havzasının sayısal yükselti modeli ve bazı yerleşmelerin konumu
Kuzeydeki dağlık alanın eteklerinde jeolojisi ve jeomorfolojisi daha farklı özelliklere sahip bir alan yer alır.Gerideki yüksek dağlara paralel olarak uzanan uzun dalgalı kıvrımlar ile domlar oluşturan, dağlardan uzaklaştıkça eğimleri azalarak monoklinal ve en sonunda yatay görünüm alan yapılar bulunmaktadır (Erinç, 1980). Kenar kıvrımları olarak nitelenen bu alan jeomorfolojik açıdan tipik şekillere sahiptir. Kafesli drenaj, içi boşaltılmış domlar, kornişler, hogback’ler, kuestalar, sübsekant depresyonlar yaygın olarak izlenir. Silvan kenti bu kıvrımlı yapının güneyinde hemen bir şaryaj (sürüklenim) cephesinin önünde yer almaktadır (Şekil 3,4, Foto 1). Kumlu killi Miyosen kalkerlerinden meydan gelen bu kütleden havzaya doğru kluz şeklinde boğazlar açılmıştır. Silvan dahil olmak üzere civardaki köyler hemen hemen bu boğazların havzaya açıldığı yerlere kurulmuşlardır (Şefkat, Pirehalan, Kulfa).
Şekil 3: Silvan kentinin kuruluş yeri ve yakın çevresini gösteren fiziki harita
Şekil 4: Silvan kentinin kuruluş yeri ve yakın çevresini gösteren 3 boyutlu sayısal arazi modeli
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
AYLAR |
I |
II |
III |
IV |
V |
VI |
VII |
VIII |
IX |
X |
XI |
XII |
Yıl.Ort |
|
Diyarbakır |
1.6 |
3.6 |
8.3 |
13.9 |
19.3 |
25.9 |
31 |
30.3 |
24.9 |
17.1 |
9.8 |
4.1 |
15.8 |
|
Batman |
2.6 |
4.7 |
9.4 |
14.6 |
19.8 |
26.3 |
30.9 |
29.9 |
24.7 |
17.4 |
9.9 |
4.7 |
16.3 |
|
Bismil |
2.4 |
4.8 |
8.5 |
14.9 |
19.6 |
25.6 |
30.2 |
28.7 |
23.6 |
16.3 |
9.1 |
4.5 |
15.7 |
|
Silvan |
2.4 |
4.2 |
8.3 |
13.9 |
18.9 |
24.6 |
28 |
27.2 |
22.9 |
16.8 |
9.6 |
4.8 |
15.1 |

Grafik 1: Silvan ile Diyarbakır havzasında karşılaştırma amacı ile seçilmiş bazı istasyonların aylık ve yıllık ortalama sıcaklıkları (ºC)
Tablo 2: Silvan ile Diyarbakır havzasında karşılaştırma amacı ile seçilmiş bazı istasyonların aylık ve yıllık ortalama yağışları (mm)
|
AYLAR |
I |
II |
III |
IV |
V |
VI |
VII |
VIII |
IX |
X |
XI |
XII |
Yıl.Ort |
|
Diyarbakır |
74.6 |
68.4 |
66.2 |
73.5 |
40.8 |
7.2 |
0.7 |
0.6 |
2.6 |
30.8 |
54.6 |
71.4 |
491.4 |
|
Batman |
60.6 |
63.8 |
79.9 |
76.5 |
50.9 |
7.9 |
0.4 |
0.5 |
2.6 |
29.8 |
56.6 |
61.8 |
491.3 |
|
Bismil |
58.7 |
62.6 |
67.5 |
68.7 |
44.8 |
8.6 |
1.7 |
2.1 |
7.3 |
24.7 |
48.3 |
58.9 |
445.3 |
|
Silvan |
117.2 |
111.5 |
114.7 |
87.4 |
43.9 |
7.5 |
1.1 |
4.6 |
3 |
41.4 |
83 |
110.8 |
726.1 |

Grafik 2: Silvan ile Diyarbakır havzasında karşılaştırma amacı ile seçilmiş bazı istasyonların aylık ve yıllık ortalama yağışları (mm)
Hidrografik Faktörler, Su kaynakları ve Silvan’ın Kuruluş yeri
Yeryüzündeki kurak ve yarı kurak sahalarda yerleşmelerin dağılışı suyun varlığına bağlıdır. Ülkemizde de İç ve Güneydoğu Anadolu Belgelerindeki yerleşmelere baktığımızda Su kaynakları ile yerleşmelerin dağılışı arasında yakın bir bağ olduğu görülür. Tarih boyunca da su kaynakları ve akarsular yerleşme alanlarının tespitinde ve uygarlıkların gelişmesinde etkili bir doğal ortam faktörü olmuştur. Nitekim tarımsal üretime geçişte sulamanın zorunluluğu ve suya bağlılık toplumları yeni arayışlara sevketmiş, hatta kültürel yaşamlarında bile derin izler bırakmıştır. İvriz deki Hitit kabartmasında tanrıya yağmur yağdırması için yalvaran kabartma resim bunun açık örneğidir (Tunçdilek,1986) İnsanlar Anadolu coğrafyasında tecrübelerle tanık oldukları klimatik istikrarsızlığın farkına varıp sulama sistemlerini geliştirip birtakım önlemlere alma yoluna gitmişlerdir ancak yine de. gelişen medeniyetler ve kentler tatlı su kaynaklarının zengin ve özellikle sulu tarımın yapılabildiği alanlarda gelişmiştir.
Kabul etmek gerekir ki, Ortadoğu’nun en önemli tatlı su kaynakları Fırat ve Dicle ile bunlara bağlı kollardır (Batman, Göksu, Botan, Kezer, Kahta, Murat ve Karasu gibi). Bir çok uygarlık diğer coğrafi faktörler yanında bu faktöre bağlı olarak üstünlüğünü korumuştur. Fırat ve Dicle’nin kaynaklarını da oluşturan, Güneydoğu Torosları silsilesinin gerisindeki alanlarda gelişmiş olan Urartu medeniyeti Eski Çağ'da Anadolu ve Ön Asya ülkelerinin en büyük "hidrolik uygarlığı" olarak anılmaktadır.
Urartu’ların sahip olduğu bu zenginlik sürekli Asur’luları cezbetmiş ve iki uygarlık arasında bitip tükenmeyen savaşların nedeni olmuştur. Bu aşamada Hassuni’in konumu yeni araştırmaları gerektirmektedir.
Silvan ve çevresi, hem Batman çayı ve bu çaya Albat dağının güneyindeki gür fay-karst kaynaklarından başlayan akarsuların varlığından dolayı, hem de zengin yeraltı su varlığından dolayı hidrografik olarak elverişli bir konuma sahiptir. Bu durum tarih ve tarih öncesi kesintisiz yerleşmeye imkan tanıyan ve bu iklim şartlarında adeta hayat veren coğrafi bir faktördür.
Havzanın bitki örtüsü ve toprak özellikleri ana iklim yapısının yerel etkilerini yansıtır. Havza tabanı çoğunlukla kırmızımsı Akdeniz toprakları ile örtülüdür. Topraklar kireç bakımından zengin potasyum oranları yüksek yer yer killi ve kireçli, yer yer kumlu topraklar yaygındır. Bu nedenle sulandığı takdirde yüksek verim sağlar.
Beşeri Faktörler:
Anadolu uygarlıklarının gelişmesinde hiç kuşku yok ki yolların büyük önemi olmuş, Anadolu’nun orografik şartları ve uzanışı ve aralarındaki koridorlar bir çok farklı coğrafi bölgeyi biri birine bağlaması açısından elverişli şartlar sunmuştur. Ticaretin geliştiği devirlerde bu yol güzergahlarında ve kavşak noktalarında çeşitli önemli yerleşmeler kurulmuştur. Ramsay (1960)’ ın ünlü eserinde tespit ettiği Anadolu’ daki başlıca tarihi yollar şunlardır:
Ticaret yolu
Şark Ticaret yolu
Roma Yolları
Kral Yolu
Bizans yolları
Yollar genellikle savunma açısından en elverişli yerleşmelerin yakınından geçiyordu. Yol güzergahı muhtelif merkezlerden kuvvetlerin kolayca toplanabilmesi dikkate alınarak tespit edilmişti. Kuvvetli istihkamlarla savunması sağlanmıştı. Bu istihkam noktaları genellikle korunaklı ulaşılması kolay olmayan muazzam dik kayalıklarını üzerine kurulmuştur. Bu yerleşmeler o zamanlar genellikle ilkbaharda başlayan ve sonbaharda sona eren yağmacı akınlarına karşı kurulmuştur. Tek problem uzun süren muhasaralara karşı açlık problemiydi. Ama yine de buraları en uygun ve güvenli iskan noktaları olmuştur. Bu nedenle kaleler ve çevreleri birtakım yeni şehirlere merkez olmuşlardır. Dolayısıyla Bizans döneminde korunmasız şehirler zamanla terkedilmiş ya da bir köy derecesine inmiştir.
Tarihçiler ve arkeologlar tarafından ”Verimli Hilal” olarak adlandırılan Bölgenin kuzey kesimlerini oluşturan Silvan çevresi hem Hassuni’nin sunduğu elverişli savunma şartları hem de bugünkü Silvan’ la birlikte Mezopotamya’yı kuzeye bağlayan en önemli geçit yollarından birinin üzerinde bulunması nedeniyle tarih boyunca çevresindeki uygarlıkları biribirine, bunları da daha uzaktaki ülkelere bağlayan yolların düğüm noktasında bulunmuş ve bu yollar boyunca toplumlar ya birbirleri ile barış içinde ticaret yaparak, ya da savaşarak kültür alışverişinde bulunmuşlardır. Bu coğrafya milattan binlerce yıl önce gelişen ilk büyük uygarlıkların, verimli alanları ile ilk etkili tarımcılığın da gelişme alanı olmuştur. Çevresi, hinterlandı ve üzerinde bulunduğu yol şebekesi bakımından adeta bir düğüm noktası durumunda olan saha bugün olduğu gibi geçmişte de doğal ortam ve kültürel çevre bakımından önemli sonuçlara yol açmış olan ve olması gereken konum üstünlüklerine sahip olmuştur.
Silvan yerleşme tarihi kesintisiz olarak devam etmiş, yerleşme merkezi sürekli cazibe merkezi olmuş ve bir çok uygarlığa merkezilik fonkisyonu üstlenmiştir. Bu fonksiyonuyla tarihi Diyarbakır yerleşmesiyle adeta yarışmıştır.
Tigranokerta ismiyle Helenistik çağın en önemli ve en büyük kentlerinin başında gelmekteydi. M.Ö.77 yılında ise 300 bin nüfusuyla bir imparatorluk başkenti olan Silvanda 12 yunan kentinin halkı yaşamaktaydı.
Bizans imparatoru I.Justinianusun 532 yılında bu kale-şehire kendi adını vererek Justinianopolis'i Perslere karşı en önemli garnizonu olarak kullandı.
İslamiyet döneminde Silvan ortaçağın en parlak ve en gelişmiş kentlerinden biri oldu. Meyyafarkin adıyla 101 yıl Mervani Devletinin başkenti, Mardin Artukluları Devletinin iki başkentinden biri, Hamdani devletinin hükümdarı Seyfüddevle’nin Silvan'a gömülmesini vasiyet edecek kadar sevdiği ve önem verdiği ikinci merkezi ve Eyyubilerin bir dönem ana merkezi oldu.
Silvan’a sahip olmak bölge devletleri için adeta prestij konusu olmuştur.
Yerleşme açısından Hassuni’nin Önemi
Hassuni vadisi ve mağaraları Güneydoğu Torosların güney kanadında ve Silvan ilçe merkezinin 5 km kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Güneydoğu Torosların buradaki uzantılarına Albat Dağı denmektedir.
Vadinin litolojik özellikleri incelendiğinde ağırlıklı kumlu kalker tabakalarından oluştuğu görülmektedir. Bir Klüz özelliği taşıyan Hassuni vadisi, Albat dağının güney yamaçlarından doğan güçlü karstik kaynakların dirençsiz kalker tabakalarını aşındırmasıyla oluşmuştur (Foto 2)
Oluştuğu dönemin klimatik şartlarına bağlı olarak çok güçlü olarak akmış olan bu karstik kaynaklar, günümüzde ise yağışlı kış ve ilkbahar döneminde akışa geçmekte uzun süren yaz döneminde kurumaktadır. Önemli antik yerleşmelerine sahne olmuş olan Hassuni vadisinin yüksek debiye sahip karstik kaynaklarla oluştuğu zaman büyük olasılıkla Plüviyal döneme denk gelmektedir.
Yerleşme, birbirlerine koridorlarla bağlı 300 adet mağaradan oluşmakta ve kapladığı alan geçmişte bu şehirde yaşayan insan sayısı hakkında fikir vermesi itibarı ile oldukça önemlidir. Bütün tarihi, arkeolojik ve coğrafi özellikleri incelenip ortaya konması durumunda, Yukarı Mezopotamya uygarlık tarihine yeniden yön verebilecek öneme sahiptir.
Diyarbakır Müze Müdürlüğü tarafından bir dönem kurtarma kazısı yapılan ve M.Ö.1.Bin Demir Çağdan M.S. 13. yüzyıla kadar tarihlenen buluntulara rastlanmıştır.
Yukarıda açıklamalara göre bu mağara şehrinin Asurlar tarafından kurulma ihtimali yüksektir. Çünkü, bu sahayı da içine alacak şekilde bölgenin çok büyük bir bölümünde M.Ö. 1260-653 yılları arasında Asurlar hüküm sürmüştür. Asurlulardan sonra bu coğrafyaya sırası ile Urartular, İskitler, Med İmparatorluğu, Persler, Büyük İskender, Partlar, Büyük Tigran İmparatorluğu medeniyetleri hükmetmişlerdir.
Hassuni vadisi, Albat Dağlarının güney yamaçlarında açılmış, oldukça dik ve sarp kalker tabakalarının bulunduğu, savunmaya elverişli tarihi bir vadi-savunma yerleşmesidir. İşlenmeye müsait kalker bantları içerisinde çok zor şartlar altında uzun ve geniş yollar yapılmıştır.
Bu sahada kalker saf değildir, dolayısıyla karstlaşma süreci ve buna bağlı olarak oluşmuş bir mağara sisteminden söz etmek oldukça zordur. Çatallanmış 2 vadi söz konusudur. Doğudaki vadide yaklaşık 200 m yüksekliğinde dik kornişler oluşmuştur. Bu korniş yamaçlarında oyulmuş yerleşim üniteleri bulunmaktadır. Oldukça fonksiyonel işlenmiş, kumlu-killi Miyosen kalkerleri işlenmeye oldukça elverişlidir.
Bu antik yerleşmenin su kaynakları sistemi de ilgi çekici ve hayranlık uyandırıcıdır. 5-6 m çapında, 15 m derinliğinde toplam 12 adet sarnıçların tamamı su kanalları ile birbirine bağlı olup çok güzel yapılmış şamandıra sistemi ile birbiri ile ilişkilenmektedir.
Sarayın doğusunda muhtemelen tarım amaçlı kullanılmış bir hafif eğimli yüzey bulunmaktadır.
Tarihsel süreç içerisinde çok yoğun ve kompleks bir beşeri hayat hüküm sürmüş olduğu kolayca gözlemlenebilmektedir. Yerleşmenin Bugünkü Silvan kentiyle organik bağları olduğu tartışma götürmez. Güvenlik ve asayiş problemlerinin yaşandığı dönemlerde insanlar sürekli buraya sığınmış olmalıdır.
Ancak bugün çok yoğun bir insan tahribatı söz konusudur (Define arayıcıları piknik vs).

Foto2: Hassuni Mağara yerleşmesi Albat Dağı güney yamaçlarında açılmış çok sarp bir vadi içinde kurulmuş bir savunma- korunma- istihkam yerleşmesidir.
Silvan’ın gelişmesi ve Bugünkü durum
Osmanlı döneminde Silvan Kentinin gelişimi şüphesiz ayrı bir araştırma konusudur. Ancak Cumhuriyet dönemi başında iki binler civarında olan nüfusuyla bir zamanlar uygarlıklara başkentlik yapmış ve nüfusunun 300.000’e çıkacak kadar bir cazibe merkezi olmuş olan bu yerleşmenin bu dönem boyunca önemini yitirdiğini söylemek mümkündür. Silvan yerleşmesi Cumhuriyet dönemindeki gelişimine 1960’tan sonra başlamıştır ve kentin büyüme hızı 1980’lere kadar devam etmiştir. Bu gelişim şüphesiz tüm ülkede yaşanan kırdan kopuşun ve kente göçün bir sonucudur. 1985-1990 arasında nüfusun gelişimde küçük bir büyüme görülse de 1990 yılında büyüme yatay seyrine devam etmiştir. Kısaca 1980 yılından sonra kentte genel olarak büyümenin durduğunu söylemek mümkündür (Tablo 3, Grafik 3).
Tablo 3: Cumhuriyet Döneminde Silvan kent merkezinde nüfusun gelişimi
|
Yıllar |
1935 |
1940 |
1945 |
1950 |
1955 |
1960 |
1965 |
1970 |
1975 |
1980 |
1985 |
1990 |
2000 |
|
Nüfus |
2713 |
3118 |
3155 |
4254 |
5715 |
6492 |
12158 |
18592 |
29599 |
43624 |
45825 |
59865 |
64136 |
Grafik 3: Silvan şehir merkezinde 1955-2000 yılları arasında nüfusun gelişimi
Diyarbakır’a bağlı ilçe merkezlerinin1990-2000 sayım dönemleri arasındaki nüfus gelişimine bakıldığında üç önemli çekim merkezi olan Ergani ve Bismil’e kıyasla Silvan’ merkez’de nüfus gelişiminin çok düşük olduğunu gözlenir. Böylesi coğrafi bir üstünlüğe sahip bir yerleşmenin büyüme seyri, cazibe merkezi olmaktan çıktığını veya çıkarıldığını göstermektedir (Tablo 4, Grafik 4).
Tablo 4: Diyarbakır iline bağlı ilçelerin 1990-2000 yılları şehir ve köy nüfusları ve yıllık nüfus artış hızı
|
|
1990 Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçlar |
2000 Genel Nüfus Sayımı Kesin Sonuçlar |
Yıllık Nüfus Artış Hızı %0 |
||||||
|
İlçe |
Toplam |
Şehir |
Köy |
Toplam |
Şehir |
Köy |
Toplam |
Şehir |
Köy |
|
Merkez |
472150 |
373810 |
98340 |
721463 |
545983 |
175480 |
42.39 |
37.87 |
57.89 |
|
Bismil |
99662 |
39834 |
59828 |
126885 |
61182 |
65703 |
24.14 |
42.90 |
9.36 |
|
Çermik |
49107 |
16531 |
32576 |
46050 |
15843 |
30207 |
-6.43 |
-4.25 |
-7.55 |
|
Çınar |
50445 |
10080 |
40365 |
58583 |
13282 |
45301 |
14.95 |
27.58 |
11.53 |
|
Çüngüş |
17067 |
3935 |
13132 |
15521 |
4708 |
10813 |
-9.49 |
17.93 |
-19.42 |
|
Dicle |
35980 |
5414 |
30566 |
39861 |
9861 |
30000 |
10.24 |
59.94 |
-1.87 |
|
Eğil |
20251 |
4803 |
15448 |
21631 |
4827 |
16804 |
6.59 |
0.50 |
8.41 |
|
Ergani |
78603 |
37365 |
41238 |
87467 |
47333 |
40134 |
10.68 |
23.64 |
-2.71 |
|
Hani |
28703 |
10266 |
18437 |
31794 |
10918 |
20876 |
11.22 |
6.16 |
12.42 |
|
Hazro |
23971 |
8728 |
15243 |
18755 |
6189 |
12566 |
-24.53 |
-34.37 |
-19.31 |
|
Kocaköy |
12985 |
4244 |
8741 |
13069 |
5678 |
7391 |
0.64 |
29.10 |
-16.77 |
|
Kulp |
50482 |
7472 |
43010 |
40454 |
15825 |
24629 |
-22.14 |
75.02 |
-55.74 |
|
Lice |
47088 |
12227 |
34861 |
24887 |
11927 |
12950 |
-63.79 |
-2.48 |
-99.00 |
|
Silvan |
109953 |
60731 |
49222 |
116298 |
64136 |
52162 |
5.61 |
5.45 |
5.80 |
|
Toplam |
1096447 |
595440 |
501007 |
1364209 |
817692 |
545016 |
21.73 |
31.71 |
8.42 |
Kaynak: DİE, 2000 Genel Nüfus Sayımı

Grafik 4: Diyarbakır iline bağlı ilçelerin iki sayım dönemi (1990-2000) arasındaki nüfus değişimlerinin karşılaştırılması
Sonuç
Sahip olduğu coğrafi avantajlar Hassuni ile birlikte düşünüldüğünde Silvan kent merkezini tarih öncesinde ve tarih boyunca bölgesinde önemli işlevleri üstlenen ve insanları kendine çeken cazibe merkezi olma özelliği kazandırmıştır. Hassuni mağaraları Silvan’ın hemen yanı başında gerek iklim değişmelerinde gerekse asayişin bozulduğu dönemlerde on binlerce insanı barındırabilecek kompleks bir savunma istihkam kentidir. Onun devamı niteliğinde ve verimli havza tabanı, debisi yüksek tektono-karst kaynakları önünde kurulmuş olan Silvan yerleşmesi ise sayısız uygarlıklara merkezilik fonksiyonu üstlenecek kadar önemli bir yerleşme kimliği kazanmıştır. Kentin tarihteki bu cazibesi ve önemi şüphesiz onun içinde bulunduğu Diyarbakır havzası ile birlikte üstün ve elverişli coğrafi konumundan kaynaklamaktadır. Ancak Cumhuriyet dönemi başlangıcında Silvan 2700 civarında bir nüfusla sönük bir kenttir. 1960’lardan sonra köyden kente göçün bir sonucu olan nüfus büyümesi gerçekleşmişse de özellikle 1990’lı yıllardan sonra bu çarpık gelişme bile gerilemiş, Silvan cazibe merkezi olma özelliğini yitirmiş, göç verir bir kent durumuna gelmiştir.
Tarihsel ve coğrafi konumuna bakıldığında Silvan kenti bulunması gerektiği yerde değildir.
Kaynaklar
Altınlı, İ., E.,1966, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Jeolojisi (ikinci Kısım), MTA Dergisi No: 67, Ankara
Altınlı, İ.E., 1966, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun jeolojisi, M.T.A Dergisi Sayı 66 Sayfa 35-75 Ankara
Aslan R., 1974, Diyarbakır ve Çevresinde Şehirleşme Hareketleri, Ankara:
Atalay, İ., 1996, Pleistosen Sonu ve Holosen Başlarında Anadolu’nun Paleocoğrafya Şartlarına genel Bir Bakış, Atatürk K.D. ve T.Y.K Coğrafya Bilim ve Uygulama Kolu Coğr. Araş. Cilt:1 Sayı:1, Ankara
Bulduk, A.F., 2004, El-Cezire'nin muhtasar tarihi, yayına hazırlayanlar Mustafa Öztürk, İbrahim Yılmazçelik, Fırat Üniversitesi Yayınları. Orta-Doğu Araştırmaları Merkezi Yayınları: 9. Tarih Şubesi Yayınları: 8, Elazığ.
Dağ, R., Diyarbakır ve Bölgesel Gelişme, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yayınları, Diyarbakır
Ebu Bekr-i Tihrani 1999, Kitab-ı Diyarbekriyye: Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Çağatay dönemleri tarihi, çeviren:Mehmet Demirdağ, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi. Kültür ve Sanat Yayınları ; 13, Ankara.
Erinç, S.,1980,"Kültürel Çevrebilim Açısından Güneydoğu Anadolu","GD Anad. Tarihöncesi Araşt.-I",,6572,
Erol, O, 1983, Paleoekolojik Araştırmalarda jeomorfolojinin önemi, Arkeometri Ünitesi Bilimsel Toplantı Bildirileri, Tübitak yayınları no: 566, Ankara
Erol,O.",1992,"Türkiye'de Arkeometrik ve Jeomorfolojik Araştırmalar","TÜRK COĞR. DERG.",27,2740,
Erol,O.,1980,"Anadolu'da Kuaterner Plüviyal İnter Plüviyal Koşullar ve özellikle Güney - İç Anadolu'da Son Buzul Çağından Bugüne Kadar Olan Çevresel
Erol,O.,1980,"Anadolu'da Kuaterner Plüviyal İnter Plüviyal Koşullar ve özellikle Güney - İç Anadolu'da Son Buzul Çağından Bugüne Kadar Olan Çevresel Değişmeler","A.Ü.DTCF COĞR.ARŞT.DERG. ",9,516,"Ankara"
Güldalı,N.-Deroche,A.M.,1991,Güneydoğu Anadolu'da Tarih öncesi İnsanlarının Yaşam Ortamları; özellikle Doğal Mağaralar, Jeomorfoloji Derg.,19,131138,
Güney, E., 1990, Diyarbakır ve yöresinde doğa-kültür turizmi : koşullar, olanaklar, Dicle Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, Diyarbakır.
İzgöer A.Z., 1999, Salname-i Diyarbekir, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Yayınları, İstanbul.
Kejanlı D.T. Anadolu’da kale kentler ve koruma sorunları: Diyarbakır kale kenti PhD dissertation, Applied Science Instute, Yıldız Technical University, İstanbul, 2004.
Kejanlı, D. T., "Diyarbakır'da Kentleşme Hareketleri ve Buna Bağlı Sorunlar" Yayınlandığı Yer : II. Uluslararası GAP ve Sanayi Kongresi, Diyarbakır Yayın Tarihi :29-30 Eylül 2001 Köroğlu, Kemalettin 1998, Üçtepe 1 : yeni kazı ve yüzey bulguları ışığında Diyarbakır / Üçtepe ve çevresinin Yeni Asur Dönemi tarihi coğrafyası, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Türk Tarih Kurumu Yayınları. V.Dizi ; 45
Kansu, Ş.A., 1944, Anadoluda Mezolitik Kültür Buluntuları, A.Ü.D.T.C.F. dergisi, C:II sayı:5, s:673-682
Kınal, F., 1944, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Da Tetkik Gezisi Raporu, A.Ü.D.T.C.F. dergisi, C: VII, sayı:1-2
Kökten, İ.K., 1948, Anadoolu da Prehistorik Yerleşme Yerlerinin Dağılışı Üzerine Bir Araştırma A.Ü.D.T.C.F. dergisi C: VI sayı:5, S:531-536
Özdemir, M.A., Karadoğan, S., 1996, Türkiye’de İl Merkezlerinin Coğrafi Mekanla İlişkileri, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 8 Sayı :2, Sayfa:223-242, Elazığ
Özgüç, T., Ön Tarihte Güney ve Güney-Doğu Anadolu’ nun Mukayeseli Stratigrafisi A.Ü.D.T.C.F. dergisi, C:IV, sayı:3
Parlak Y., 1997, çeşitli Yönleriyle Silvan, San matbaası, Ankara
Ramsay, W. M., (Çev. M. Pektaş, 1960) Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, M.E.B Basımevi, İstanbul
Robert, L., Anadolunun Eski Çağ Şehirleri A.Ü.D.T.C.F. dergisi C:VI, sayı:5, S:531-536
Ruben, W., Anadolunun yerleşme tarihi ile ilgili görüşler A.Ü.D.T.C.F. dergisi C:5, Sayı:4, S:369-389
Sözer, A.N,.1984,’’Güneydoğu Anadolu’nun Doğal Çevre Şartlarına Coğrafi Bir Bakış’’, Ege Coğ. Derg. Sayı:2, sf:8-30, İzmir
Sözer, A.N., 1969, Diyarbakır Havzası : Beşeri ve İktisadi Coğrafya Açısından Bir Bölge Araştırması, Ankara.
Tunçdilek, N., 1986, Türkiye'de yerleşmenin evrimi;. Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü Yayınları, No:3, İstanbul
Türkünal, S., 1980, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Jeolojisi, Jeoloji Mühendisleri Odası Yayını, No: 08, Ankara
Yalçınkaya, I.,1985, Araştırmalar Işığında Anadolu Alt Paleolotiği ve Sorunlarına Genel Bir Bakış, A.Ü.D.T.C.F. Antropoloji bölümü yayınları, sayı :12
Yalçınlar, İ., 1976, Türkiye'de bazı şehirlerin kuruluş ve gelişmelerinde jeomorfolojik temeller; Türk Coğrafya Dergisi, Sayı: 17, s.53-66.
Diyarbakır il yıllığı,1967, Ankara.
Köy İşleri Bakanlığı Yayınları, 1966.Diyarbakır : Köy Envanter Etüdlerine Göre, Ankara